İstanbul Tıp Fakültesi yerleşkesinin bir bölümünde nisan ayında ağaç kesimi yapıldı. Rektörlük, kesim yapılan alan için “506 yıl sonra camisine kavuşuyor” açıklaması yaptı. Ancak akademik veriler, söz konusu alanın tarihi caminin yeri olmadığını; caminin bugün Millet Caddesi’nin asfaltı altında kaldığını gösteriyor. Çapa çalışanları ise meseleye bir ibadet yerine karşı çıkmaktan çok, inanç, tarihsel doğruluk ve kamu yararı açısından yaklaşılması gerektiğini ifade ediyor.
Filiz Gazi
İstanbul Üniversitesi İstanbul Tıp Fakültesi (Çapa) yerleşkesinde, Nisan ayının ortalarında hastalar ve sağlık çalışanlarının kullandığı son sayılı yeşil alanlardan birinde ağaç kesimi yapıldı.
İstanbul Üniversitesi Rektörlüğü, 30 Nisan tarihli açıklamasında söz konusu alan için “Koruma Kurulu kararıyla Çapa 506 yıl sonra camisine kavuşuyor” ifadelerini kullandı:
“İstanbul Üniversitesi İstanbul Tıp Fakültesi Çapa Yerleşkesi içerisinde yer alan Deniz Abdal Camii, ilgili Koruma Kurulu’nun 15.05.2024 tarihli ve 13478 sayılı kararıyla onaylanan rekonstrüksiyon projesi doğrultusunda yeniden ihya ediliyor. 1519–1520 yıllarına uzanan tarihî geçmişiyle Çapa Yerleşkesi’nin hafızasında önemli bir yere sahip olan cami, kültürel mirasın korunması ve gelecek nesillere aktarılması amacıyla yeniden hayat buluyor.”
506 yıl sonra deniyor ama cami 1956’da yıkıldı
Ancak akademik çalışmalar, Rektörlük açıklamasında verilen bilgilerle örtüşmedi.
Açıklamadaki, “506 yıl sonra camisine kavuşuyor” ifadesi, metnin kendi içinde de tartışmalı. Çünkü aynı tarihsel anlatıya göre söz konusu cami 1956 yılında, Adnan Menderes döneminde yürütülen yol genişletme çalışmaları sırasında yıkıldı.
Üstelik akademik kaynaklar, caminin bulunduğu yerin bugün tartışma konusu olan yeşil alanda değil, Millet Caddesi’nin asfaltı altında kaldığını gösteriyor.

Diğer taraftan, bu alandaki ağaçlar nisan ayının ortasında kesildi. Çalışmalar sırasında daha sonra alanın etrafı kapatıldı. Bir süre sonra ise kepçeler yerine işçiler tarafından kazma ve el aletleriyle sürdürülmeye başlandı.


Çalışma alanında kuyuya benzeyen küçük bir yapının ortaya çıkması, burada tarihsel bir kalıntı olabileceği ihtimalini akla getirdi.
Nisan ayının ortasında, görüştüğümüz hastane çalışanları ise bölgede geçmişte bir hazire ya da yatır bulunduğunu, alanın bu şekilde “ihya edileceğinin” söylendiğini aktardı.
Akademik veriler: Cami, bugün asfaltın altında
Arkeolog Murat Sav’ın, Vakıflar Genel Müdürlüğü yayını olan Vakıf Restorasyon Yıllığı (2014, Sayı 8) dergisinde yayımlanan “Deniz Abdal’da Mimar Şüca Camii: Tarihçesi, Özellikleri ve Yıkım Süreci” başlıklı çalışmasına göre, 15. yüzyıla kadar uzanan bir geçmişe sahip Mimar Şüca Cami: Fatih’te, Millet Caddesi üzerinde, İstanbul Tıp Fakültesi’nin yanında, Kızılay Kan Merkezi’nin önünde yer alıyor. 

Aynı çalışmada, caminin bulunduğu parselin yol ve kaldırıma dahil edildiği ve yapının 1956 yılında yol genişletme çalışmaları sırasında yıkıldığı belirtiliyor.
Öte yandan, İstanbul Üniversitesi Mimarlık Fakültesi’nin talep üzerine 2021’de yayınladığı “Ördek Kasabı Camii ve Deniz Abdal (Mimar Şüca) Camii Hakkında Teknik Rapor” başlıklı akademik çalışmada da caminin bugünkü yol ve tramvay hattının altında kaldığı ifade ediliyor. Bu çalışmaya göre de yapı, Adnan Menderes döneminde Millet caddesi açılırken yıkılan ilk camilerden biri. Hatta aynı çalışmada caminin yıkımında herhangi bir izin dahi alınmadığı kaydediliyor.
Tüm bu veriler, caminin ağaçların kesildiği tartışma konusu alanda değil; Millet Caddesi’nin asfaltı ve kaldırımı altında kaldığını ortaya koyuyor.
Karıştırılan alan: Deniz Abdal’a atfedilen mezar
Aynı akademik kaynaklara göre, cami ile sıkça karıştırılan Deniz Abdal’a ait mezar ve dergâh alanı, camiden ayrı bir noktada. Mezarın, caminin karşısındaki parsellerde bulunduğu, bu iki yapının aynı alan değil, farklı yerlerde olduğu vurgulanıyor.
Bugün müdahale edilen alanın da bu hat üzerinde, yani caminin bulunduğu yerden farklı bir noktaya karşılık geldiği anlaşılıyor.
Cami denilen alan: Deniz Abdal’a atfedilen mezar ve dergâh
Hem Murat Sav’ın çalışması hem de teknik rapor, cami ile sıkça karıştırılan başka bir yapıya işaret ediyor: Deniz Abdal’a atfedilen mezar ve dergâh alanı.
Bu alanın:
- Camiden ayrı bir parselde bulunduğu,
- Caminin karşısındaki bölgede konumlandığı,
- Hazire ve türbe ile ilişkilendirildiği belirtiliyor.
Dolayısıyla bugün müdahale edilen alanın, caminin bulunduğu yer değil; hazire alanı olarak anılan farklı bir tarihsel katmana karşılık geldiği anlaşılıyor.
Ayrıca Deniz Abdal’ın Fatih dönemine uzanan hikâyesi de bu tartışmayı daha karmaşık hale getiriyor. Kaynaklar, bu hattın yalnızca Osmanlı değil, daha eski katmanlara da sahip olduğunu; bölgede geçmişte bir kilise ve yetimhane bulunduğunu aktarıyor.
İstanbul Üniversitesi Mimarlık Fakültesi’nden istenen teknik raporda, söz konusu hattın geçmişte kilise ve öksüzler yurdu olarak kullanıldığı da belirtiliyor.
Bu durumda, tarihin hakkı teslim edilecekse, hangi tarihin esas alınacağı sorusu akla geliyor.
Yeşil alan ve deprem toplanma noktasıydı
Müdahale edilen alan, bugüne kadar hastalar ve sağlık çalışanlarının kullandığı, açık ve yeşil bir alandı. Aynı zamanda deprem toplanma alanı olarak da işlev görüyordu.
Görüştüğümüz bir hastane görevlisi durumu şöyle anlatıyor:
“Burada tartışma bir ibadet yerine karşı çıkmak değil. Eğer tarihsel bir yapıdan söz ediliyorsa, doğru yerinde yapılmalı. Ama burası o yer değil. Depremde sığınacağımız son alanı ve hastaların faydalandığı tek yeşil alanı ortadan kaldırdılar. Üstelik bunu oldu bittiye getirdiler; ağaçlar kesildikten sonra haberimiz oldu.”
Kampüs içinde zaten birden fazla ibadet alanı olduğunu ifade eden görevli, “Hulusi Behçet Kütüphane binasında ve 2. Faz Çalışmaları binası altında iki ayrı mescit var. Bunun dışında Nöroloji binası karşısında Bezmi Alem Valide Sultan Camii, Temel Bilimler binası çıkışında Kâtip Muslihiddin Camii ve ana girişe yaklaşık 100 metre mesafede Selçuk Sultan Camii bulunuyor,” bilgilerini verdi.
Görevli, “Buna rağmen deprem toplanma alanı yok edilerek, hastaların, çalışanların ve kampüs hayvanlarının ihtiyaçları göz ardı edildi. Kamu yararı yerine başka önceliklerin gözetildiğini düşünüyoruz” dedi.
(HABERİN İLK YAYINLANDIĞI MECRA MEDYASCOPE, YAYINLANDIĞI TARİH 11 MAYIS 2026.)
